﴿ فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ ﴾
Sûretu'l-FecrOralarda fesadı çoğaltmışlardı.
﴿ فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ ﴾
Sûretu'l-FecrRabbin de onlara azap kırbacı yağdırdı.
﴿ إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ ﴾
Sûretu'l-FecrÇünkü Rabbin gözetlemektedir.
﴿ فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَك... ﴾
Sûretu'l-Fecrİşte insan, onu Rabbi imtihan ettiği zaman, ona i...
﴿ وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ ﴾
Sûretu'l-FecrAma onu, imtihan edip rızkını daralttığında: "Rabb...
﴿ كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ ﴾
Sûretu'l-FecrHayır! Yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
﴿ وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ﴾
Sûretu'l-FecrDüşkünü doyurmaya teşvik etmiyorsunuz
﴿ وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلٗا لَّمّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrMirası da şiddetle (hak gözetmeden) yiyorsunuz.
﴿ وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبّٗا جَمّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrMalı da pek çok seviyorsunuz.
﴿ كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكّٗا دَكّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrHayır! Yer paramparça olduğu zaman,
﴿ وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفّٗا صَفّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrRabbin ve saf saf melekler geldiği zaman,
﴿ وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذٖ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ ﴾
Sûretu'l-Fecrİşte cehennem o gün getirilir. Ve insan o gün (ya...