﴿ وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَيۡكَ مَرَّةً أُخۡرَىٰٓ ﴾
Sûratu TâhâAndolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştu...
﴿ إِذۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ ﴾
Sûratu TâhâBir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyet...
﴿ أَنِ ٱقۡذِفِيهِ فِي ٱلتَّابُوتِ فَٱقۡذِفِيهِ فِي ٱلۡيَمِّ فَلۡيُلۡقِهِ ٱلۡيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأۡخُذ... ﴾
Sûratu TâhâMusa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bıra...
﴿ إِذۡ تَمۡشِيٓ أُخۡتُكَ فَتَقُولُ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ مَن يَكۡفُلُهُۥۖ فَرَجَعۡنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمّ... ﴾
Sûratu TâhâHani, kız kardeşin gidip «Ona bakacak birini size...
﴿ وَٱصۡطَنَعۡتُكَ لِنَفۡسِي ﴾
Sûratu TâhâSeni, kendim için elçi seçtim.
﴿ ٱذۡهَبۡ أَنتَ وَأَخُوكَ بِـَٔايَٰتِي وَلَا تَنِيَا فِي ذِكۡرِي ﴾
Sûratu Tâhâ"(Ey Mûsâ!) Sen, kardeşinle beraber delillerimle g...
﴿ ٱذۡهَبَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ﴾
Sûratu TâhâFiravun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.
﴿ فَقُولَا لَهُۥ قَوۡلٗا لَّيِّنٗا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوۡ يَخۡشَىٰ ﴾
Sûratu TâhâOna yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına a...
﴿ قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفۡرُطَ عَلَيۡنَآ أَوۡ أَن يَطۡغَىٰ ﴾
Sûratu TâhâDediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı...
﴿ قَالَ لَا تَخَافَآۖ إِنَّنِي مَعَكُمَآ أَسۡمَعُ وَأَرَىٰ ﴾
Sûratu TâhâBuyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim...
﴿ فَأۡتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّب... ﴾
Sûratu TâhâHaydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin...
﴿ إِنَّا قَدۡ أُوحِيَ إِلَيۡنَآ أَنَّ ٱلۡعَذَابَ عَلَىٰ مَن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ﴾
Sûratu TâhâHakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yala...