﴿ أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Benî İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için...
﴿ وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik d...
﴿ فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.
﴿ كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk.
﴿ لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman e...
﴿ فَيَأۡتِيَهُم بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan,...
﴿ فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir m...
﴿ أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı...
﴿ أَفَرَءَيۡتَ إِن مَّتَّعۡنَٰهُمۡ سِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca yaşatıp nimetl...
﴿ ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'sonra tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına...
﴿ مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağ...
﴿ وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Biz hiçbir memleketi, (gönderdiğimiz) uyarıcıları...