﴿ إِنِّيٓ إِذٗا لَّفِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٍ ﴾
Sûratu Yâsîn«İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömü...
﴿ إِنِّيٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ ﴾
Sûratu Yâsîn«Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin.»
﴿ قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَٰلَيۡتَ قَوۡمِي يَعۡلَمُونَ ﴾
Sûratu YâsînGir cennete! «Keşke, dedi, kavmim bilseydi!» denil...
﴿ بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ ﴾
Sûratu YâsînRabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar...
﴿ ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٖ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِ... ﴾
Sûratu YâsînBiz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için ü...
﴿ إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ فَإِذَا هُمۡ خَٰمِدُونَ ﴾
Sûratu Yâsîn(Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey d...
﴿ يَٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ﴾
Sûratu YâsînNe yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyeg...
﴿ أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَيۡهِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ ﴾
Sûratu YâsînMüşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice ka...
﴿ وَإِن كُلّٞ لَّمَّا جَمِيعٞ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ ﴾
Sûratu YâsînElbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda...
﴿ وَءَايَةٞ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبّٗا فَمِنۡهُ يَأۡكُل... ﴾
Sûratu Yâsîn(Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delil...
﴿ وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّٰتٖ مِّن نَّخِيلٖ وَأَعۡنَٰبٖ وَفَجَّرۡنَا فِيهَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ ﴾
Sûratu YâsînBiz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm ba...
﴿ لِيَأۡكُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ ﴾
Sûratu YâsînTa ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlarda...