﴿ لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحٗا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn“Belki geride bıraktıklarımla salih amel işlerim.”...
﴿ فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذٖ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSûr’a üflendiği zaman, işte o gün aralarında soy b...
﴿ فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnArtık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kur...
﴿ وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُون... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnKimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar...
﴿ تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnAteş onların yüzlerini bürüyüp, yakar ve (dudaklar...
﴿ أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn"Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyo...
﴿ قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمٗا ضَآلِّينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnOnlar şöyle derler: "Rabbimiz! Azgınlığımız bizi y...
﴿ رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnRabbimiz! "Bizi ateşten çıkar. Eğer (sapıklığa) te...
﴿ قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn(Allah) "Aşağılık içinde kalın orada, artık beniml...
﴿ إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٞ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnGerçek şu ki kullarımdan: “Rabbimiz, iman ettik, b...
﴿ فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSiz ise onları alaya almıştınız. O kadar ki, onlar...
﴿ إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. İşt...