﴿ وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٖ قَالُواْ مَا هَٰذَآ إِلَّا رَجُلٞ يُرِيدُ أَن يَ... ﴾
Sûratu's-SebeAyetlerimiz açık açık onlara okunduğunda dediler k...
﴿ وَمَآ ءَاتَيۡنَٰهُم مِّن كُتُبٖ يَدۡرُسُونَهَاۖ وَمَآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ قَبۡلَكَ مِن نَّذِير... ﴾
Sûratu's-SebeHâlbuki biz onlara okuyacakları kitaplar göndermem...
﴿ وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ وَمَا بَلَغُواْ مِعۡشَارَ مَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ فَكَذَّبُواْ رُسُلِ... ﴾
Sûratu's-SebeOnlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan s...
﴿ ۞ قُلۡ إِنَّمَآ أَعِظُكُم بِوَٰحِدَةٍۖ أَن تَقُومُواْ لِلَّهِ مَثۡنَىٰ وَفُرَٰدَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّر... ﴾
Sûratu's-SebeDe ki: “Ben size ancak bir öğüt veriyorum: Yalnızc...
﴿ قُلۡ مَا سَأَلۡتُكُم مِّنۡ أَجۡرٖ فَهُوَ لَكُمۡۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۖ وَهُوَ عَلَىٰ ك... ﴾
Sûratu's-SebeDe ki: "Ben sizden bir ücret istemiyorum. O, sizin...
﴿ قُلۡ إِنَّ رَبِّي يَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ ﴾
Sûratu's-SebeDe ki: "Rabbim; hak olanı (batılın üzerine) bırakı...
﴿ قُلۡ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَمَا يُبۡدِئُ ٱلۡبَٰطِلُ وَمَا يُعِيدُ ﴾
Sûratu's-SebeDe ki: "Hak geldi, batıl ne bir şey ortaya çıkarab...
﴿ قُلۡ إِن ضَلَلۡتُ فَإِنَّمَآ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفۡسِيۖ وَإِنِ ٱهۡتَدَيۡتُ فَبِمَا يُوحِيٓ إِلَيَّ رَب... ﴾
Sûratu's-SebeDe ki: "Eğer yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmı...
﴿ وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ فَزِعُواْ فَلَا فَوۡتَ وَأُخِذُواْ مِن مَّكَانٖ قَرِيبٖ ﴾
Sûratu's-Sebe(Rasûlüm!) Korkuya düştükleri zaman, onları bir gö...
﴿ وَقَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِهِۦ وَأَنَّىٰ لَهُمُ ٱلتَّنَاوُشُ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٖ ﴾
Sûratu's-Sebe(İş işten geçtikten sonra:) “Ona iman ettik” diyec...
﴿ وَقَدۡ كَفَرُواْ بِهِۦ مِن قَبۡلُۖ وَيَقۡذِفُونَ بِٱلۡغَيۡبِ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٖ ﴾
Sûratu's-SebeHâlbuki daha önce onu (hakkı) inkâr etmişlerdi. Uz...
﴿ وَحِيلَ بَيۡنَهُمۡ وَبَيۡنَ مَا يَشۡتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِأَشۡيَاعِهِم مِّن قَبۡلُۚ إِنَّهُمۡ كَانُ... ﴾
Sûratu's-SebeArtık, bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, ke...