﴿ إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينٖ ﴾
Sûretu'd-DuhânTakva sahibi olanlar ise, onlar güvenli bir makamd...
﴿ فِي جَنَّٰتٖ وَعُيُونٖ ﴾
Sûretu'd-DuhânCennetlerde ve pınarlardadırlar.
﴿ يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسٖ وَإِسۡتَبۡرَقٖ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴾
Sûretu'd-DuhânHalis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek ka...
﴿ كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينٖ ﴾
Sûretu'd-Duhânİşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle evlendirmiş...
﴿ يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ﴾
Sûretu'd-DuhânOrada güven içinde her meyveyi isterler.
﴿ لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûretu'd-Duhânİlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar Cehenn...
﴿ فَضۡلٗا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ﴾
Sûretu'd-DuhânRabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş bu...
﴿ فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ﴾
Sûretu'd-DuhânÖğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştır...
﴿ فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ ﴾
Sûretu'd-DuhânO halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.
﴿ حمٓ ﴾
Sûretu'l-CâsiyeHâ, Mîm.[1]
﴿ تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ﴾
Sûretu'l-CâsiyeBu kitap; Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indi...
﴿ إِنَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûretu'l-CâsiyeŞüphesiz göklerde ve yerde iman edenler için ayetl...