﴿ سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ ﴾
Sûratu's-Saffâtİbrahim'e selam! dedik.
﴿ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtBiz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
﴿ إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtÇünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
﴿ وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtSâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim’e)...
﴿ وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنٞ وَظَالِمٞ لِّنَفۡسِهِۦ مُب... ﴾
Sûratu's-SaffâtKendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli)...
﴿ وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAndolsun biz Musa’ya da Harun'a da nimetler verdik...
﴿ وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtOnları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık...
﴿ وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtKendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu...
﴿ وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtHer ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat...
﴿ وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ ﴾
Sûratu's-SaffâtHer ikisini de doğru yola ilettik.
﴿ وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtSonra gelenler içinde, diye (iyi bir nam) bıraktık...
﴿ سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtMusa ve Harun’a selam olsun.