﴿ هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ﴾
Sûretu't-Tûr«İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!» denilir.
﴿ أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ ﴾
Sûretu't-TûrBir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
﴿ ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ ت... ﴾
Sûretu't-TûrGirin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık...
﴿ إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَنَعِيمٖ ﴾
Sûretu't-TûrŞüphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve...
﴿ فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûretu't-TûrRablerinin kendilerine verdikleriyle sevinerek (Z...
﴿ كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ﴾
Sûretu't-TûrOnlara: Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, iç...
﴿ مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٖ مَّصۡفُوفَةٖۖ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينٖ ﴾
Sûretu't-TûrSıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Ayrıca b...
﴿ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ و... ﴾
Sûretu't-Tûrİman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendil...
﴿ وَأَمۡدَدۡنَٰهُم بِفَٰكِهَةٖ وَلَحۡمٖ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ ﴾
Sûretu't-TûrOnlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol...
﴿ يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأۡسٗا لَّا لَغۡوٞ فِيهَا وَلَا تَأۡثِيمٞ ﴾
Sûretu't-TûrOrada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama burada (...
﴿ ۞ وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ غِلۡمَانٞ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤٞ مَّكۡنُونٞ ﴾
Sûretu't-TûrHizmetlerine verilmiş, (kabuğunda) saklı inci gibi...
﴿ وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ ﴾
Sûretu't-TûrCennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar: