﴿ وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricNamazlarını koruyanlar;
﴿ أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتٖ مُّكۡرَمُونَ ﴾
Sûretu'l-Meâricişte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.
﴿ فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ ﴾
Sûretu'l-Meâric(Rasûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru ko...
﴿ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ ﴾
Sûretu'l-MeâricBölük bölük sağından ve solundan.
﴿ أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٖ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı...
﴿ كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricHayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendi...
﴿ فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricŞu halde (işin gerçeği) öyle (umdukları gibi) deği...
﴿ عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرٗا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ ﴾
Sûretu'l-MeâricŞüphesiz onların yerine daha hayırlılarını getirme...
﴿ فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricAma sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildik...
﴿ يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعٗا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبٖ يُوفِضُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricO gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi...
﴿ خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةٞۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricGözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillet...
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرۡ قَوۡمَكَ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَهُمۡ عَذَا... ﴾
Sûretu'n-NûhKendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini...