﴿ وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ ﴾
Sûretu'l-FecrOnu imtihan edip rızkını daralttığında ise «Rabbim...
﴿ كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ ﴾
Sûretu'l-FecrHayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz,
﴿ وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ﴾
Sûretu'l-Fecryoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz....
﴿ وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلٗا لَّمّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrHaram helâl demeden mirası yiyorsunuz.
﴿ وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبّٗا جَمّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrMalı aşırı biçimde seviyorsunuz.
﴿ كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكّٗا دَكّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrAma yeryüzü parça parça döküldüğü,
﴿ وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفّٗا صَفّٗا ﴾
Sûretu'l-FecrRabbin geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman...
﴿ وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذٖ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ ﴾
Sûretu'l-FecrO gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer...
﴿ يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي ﴾
Sûretu'l-Fecr(İşte o zaman insan:) «Keşke bu hayatım için bir ş...
﴿ فَيَوۡمَئِذٖ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٞ ﴾
Sûretu'l-FecrArtık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
﴿ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٞ ﴾
Sûretu'l-FecrO'nun vuracağı bağı kimse vuramaz.
﴿ يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ ﴾
Sûretu'l-FecrEy huzura kavuşmuş insan!