Use the QR code to easily share Message of Islam with others
﴿ وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ ﴾
Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?
﴿ فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ ﴾
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
﴿ وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ ﴾
O sarp yokuş nedir bilir misin?
﴿ فَكُّ رَقَبَةٍ ﴾
Köle âzat etmek
﴿ أَوۡ إِطۡعَٰمٞ فِي يَوۡمٖ ذِي مَسۡغَبَةٖ ﴾
veya açlık gününde doyurmaktır.
﴿ يَتِيمٗا ذَا مَقۡرَبَةٍ ﴾
Yakını olan bir yetimi
﴿ أَوۡ مِسۡكِينٗا ذَا مَتۡرَبَةٖ ﴾
veya açaçık bir yoksulu.
﴿ ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ ﴾
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye...
﴿ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ﴾
İşte bunlar sağdakilerdir.
﴿ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ﴾
Âyetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar soldakil...
﴿ عَلَيۡهِمۡ نَارٞ مُّؤۡصَدَةُۢ ﴾
Cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı, kapatılmış...
﴿ وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا ﴾
Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, yemin ede...