﴿ وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler, baka...
﴿ قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: “Şüphesiz b...
﴿ يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'“Sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor; ya si...
﴿ قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de...
﴿ يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٖ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'“Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.”
﴿ فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bi...
﴿ وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İnsanlara da; “Siz de toplanır mısınız?” denildi.
﴿ لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'“Umarız ki sihirbazlar galip gelirlerse biz de onl...
﴿ فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِ... ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Sihirbazlar gelince, Firavun’a: “Eğer biz üstün ge...
﴿ قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذٗا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Firavun: “Evet! Hem o takdirde mutlaka bana yakın...
﴿ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Mûsâ onlara: “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın!” d...
﴿ فَأَلۡقَوۡاْ حِبَالَهُمۡ وَعِصِيَّهُمۡ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Bunun üzerine onlar iplerini ve asalarını attılar...