﴿ أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ ﴾
Sûretu'l-KalemEğer mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın!
﴿ فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ ﴾
Sûretu'l-KalemKendi aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.
﴿ أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينٞ ﴾
Sûretu'l-Kalem"Sakın bugün oraya bir yoksul girip yanınıza sokul...
﴿ وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدٖ قَٰدِرِينَ ﴾
Sûretu'l-Kalem(Yoksulları) alıkoymaya güçleri yetiyormuş gibi er...
﴿ فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ ﴾
Sûretu'l-KalemFakat bahçeyi o halde gördüklerinde; “Biz mutlaka...
﴿ بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ﴾
Sûretu'l-KalemBilâkis biz, mahrum bırakıldık.
﴿ قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ ﴾
Sûretu'l-KalemOnların en mu'tedil/insaflı olanı: "Ben size, keşk...
﴿ قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ ﴾
Sûretu'l-KalemOnlar; “Rabbimizi tesbih ederiz. Şüphesiz biz, zal...
﴿ فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَلَٰوَمُونَ ﴾
Sûretu'l-KalemKarşılıklı olarak birbirlerini kınamaya başladılar...
﴿ قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ ﴾
Sûretu'l-KalemŞöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz...
﴿ عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرٗا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ ﴾
Sûretu'l-Kalem“Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisin...
﴿ كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ﴾
Sûretu'l-Kalemİşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha...