Use the QR code to easily share Message of Islam with others
﴿ خُذُوهُ فَغُلُّوهُ ﴾
Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın.
﴿ ثُمَّ ٱلۡجَحِيمَ صَلُّوهُ ﴾
Sonra da Cehennem'e atın!
﴿ ثُمَّ فِي سِلۡسِلَةٖ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعٗا فَٱسۡلُكُوهُ ﴾
Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire...
﴿ إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِيمِ ﴾
Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.
﴿ وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ﴾
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
﴿ فَلَيۡسَ لَهُ ٱلۡيَوۡمَ هَٰهُنَا حَمِيمٞ ﴾
Bugün onun için burada bir can yoldaşı da yoktur.
﴿ وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِينٖ ﴾
İrinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
﴿ لَّا يَأۡكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡخَٰطِـُٔونَ ﴾
O yemeği günahkârlardan başkası yemez.
﴿ فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ ﴾
Yemin ederim gördüklerinize.
﴿ وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ ﴾
Görmediklerinize de…
﴿ إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولٖ كَرِيمٖ ﴾
Şüphesiz o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
﴿ وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرٖۚ قَلِيلٗا مَّا تُؤۡمِنُونَ ﴾
O, bir şair sözü değildir. Ne kadar da az iman edi...