﴿ وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlar hesap gününü tasdik ederler.
﴿ وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlar Rablerinin azabından korkarlar.
﴿ إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونٖ ﴾
Sûretu'l-MeâricGerçekten Rablerinin azabından güvende olunmaz.
﴿ وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlar, mahrem yerlerini/ırzlarını koruyan kimseler...
﴿ إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ ﴾
Sûretu'l-MeâricAncak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine kar...
﴿ فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricBundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış o...
﴿ وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet e...
﴿ وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlar, şahitliklerini (gerektiği gibi) yerine geti...
﴿ وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ﴾
Sûretu'l-MeâricOnlar namazlarını aksatmadan gereği gibi kılarlar.
﴿ أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتٖ مُّكۡرَمُونَ ﴾
Sûretu'l-Meâricİşte onlar, Cennetler'de ağırlanacaklardır.
﴿ فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ ﴾
Sûretu'l-MeâricO kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar?
﴿ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ ﴾
Sûretu'l-MeâricSağdan soldan, bölük bölük.