﴿ وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtKendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
﴿ وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةٗ يَسۡتَسۡخِرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtBir mucize görseler alay ederler.
﴿ وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٌ ﴾
Sûratu's-SaffâtBu ancak açık bir büyüdür, derler.
﴿ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtGerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz...
﴿ أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ ﴾
Sûratu's-Saffât«İlk atalarımız da mı (diriltilecek)?»
﴿ قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtDe ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltile...
﴿ فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtO (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o a...
﴿ وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ ﴾
Sûratu's-Saffât(Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüd...
﴿ هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ﴾
Sûratu's-Saffâtİşte bu, yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.
﴿ ۞ ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ ﴾
Sûratu's-Saffât(Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri, onların a...
﴿ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtVe Allah'tan başka tapmış oldukları putlarını onla...
﴿ وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtOnları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekle...