﴿ جُندٞ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومٞ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ ﴾
Sûratu's-SâdOnlar, çeşitli gruplardan oluşmuş bir ordudur; işt...
﴿ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَعَادٞ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ ﴾
Sûratu's-SâdOnlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi...
﴿ وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطٖ وَأَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ ﴾
Sûratu's-SâdSemûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri ya...
﴿ إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ ﴾
Sûratu's-SâdOnların her biri gönderilen peygamberleri yalanlad...
﴿ وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ مَّا لَهَا مِن فَوَاقٖ ﴾
Sûratu's-SâdBunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç...
﴿ وَقَالُواْ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ﴾
Sûratu's-SâdRabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver,...
﴿ ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَيۡدِۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ﴾
Sûratu's-Sâd(Rasûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz...
﴿ إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ ﴾
Sûratu's-SâdDoğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden...
﴿ وَٱلطَّيۡرَ مَحۡشُورَةٗۖ كُلّٞ لَّهُۥٓ أَوَّابٞ ﴾
Sûratu's-Sâdtoplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. He...
﴿ وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ ﴾
Sûratu's-SâdOnun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve...
﴿ ۞ وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ ﴾
Sûratu's-Sâd(Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı?...
﴿ إِذۡ دَخَلُواْ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَ... ﴾
Sûratu's-SâdDavud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan kork...