﴿ وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَيۡنَ ٱلۡأَخۡيَارِ ﴾
Sûratu's-SâdDoğrusu onlar bizim katımızda seçkin iyi kimselerd...
﴿ وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلّٞ مِّنَ ٱلۡأَخۡيَارِ ﴾
Sûratu's-Sâdİsmail'i, Elyesa'yı, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyi...
﴿ هَٰذَا ذِكۡرٞۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ لَحُسۡنَ مَـَٔابٖ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah'a karşı...
﴿ جَنَّٰتِ عَدۡنٖ مُّفَتَّحَةٗ لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَٰبُ ﴾
Sûratu's-SâdKapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetle...
﴿ مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ وَشَرَابٖ ﴾
Sûratu's-SâdOnlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok...
﴿ ۞ وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ ﴾
Sûratu's-SâdYanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendile...
﴿ هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlar...
﴿ إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ ﴾
Sûratu's-SâdŞüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek...
﴿ هَٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٖ ﴾
Sûratu's-SâdBu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
﴿ جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ﴾
Sûratu's-SâdOnlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalm...
﴿ هَٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمٞ وَغَسَّاقٞ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.
﴿ وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ ﴾
Sûratu's-SâdBuna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.