﴿ قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَهَبۡ لِي مُلۡكٗا لَّا يَنۢبَغِي لِأَحَدٖ مِّنۢ بَعۡدِيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡ... ﴾
Sûratu's-SâdSüleyman: Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra...
﴿ فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجۡرِي بِأَمۡرِهِۦ رُخَآءً حَيۡثُ أَصَابَ ﴾
Sûratu's-SâdBunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle k...
﴿ وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٖ وَغَوَّاصٖ ﴾
Sûratu's-Sâdbina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanlar,
﴿ وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ ﴾
Sûratu's-Sâddemir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emri...
﴿ هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَيۡرِ حِسَابٖ ﴾
Sûratu's-Sâd«İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (eli...
﴿ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابٖ ﴾
Sûratu's-SâdDoğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve...
﴿ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَآ أَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بِنُصۡبٖ وَعَذَاب... ﴾
Sûratu's-Sâd(Rasûlüm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Doğr...
﴿ ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدٞ وَشَرَابٞ ﴾
Sûratu's-SâdAyağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk...
﴿ وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰب... ﴾
Sûratu's-SâdBizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de...
﴿ وَخُذۡ بِيَدِكَ ضِغۡثٗا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَٰهُ صَابِرٗاۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡ... ﴾
Sûratu's-SâdEline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böy...
﴿ وَٱذۡكُرۡ عِبَٰدَنَآ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ أُوْلِي ٱلۡأَيۡدِي وَٱلۡأَبۡصَٰرِ ﴾
Sûratu's-Sâd(Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İ...
﴿ إِنَّآ أَخۡلَصۡنَٰهُم بِخَالِصَةٖ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ ﴾
Sûratu's-SâdBiz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâsl...