﴿ هَٰذَا فَوۡجٞ مُّقۡتَحِمٞ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُواْ ٱلنَّارِ ﴾
Sûratu's-Sâd(İnkarcıların liderlerine:) İşte bu sizinle berabe...
﴿ قَالُواْ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ﴾
Sûratu's-Sâd(Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüz...
﴿ قَالُواْ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابٗا ضِعۡفٗا فِي ٱلنَّارِ ﴾
Sûratu's-SâdYine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getir...
﴿ وَقَالُواْ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالٗا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ ﴾
Sûratu's-Sâd(İnkarcılar) derler ki: Kendilerini dünyada iken k...
﴿ أَتَّخَذۡنَٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ ﴾
Sûratu's-SâdAlaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradala...
﴿ إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقّٞ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir...
﴿ قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٞۖ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ ﴾
Sûratu's-Sâd(Rasûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek v...
﴿ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ ﴾
Sûratu's-SâdGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rab...
﴿ قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ ﴾
Sûratu's-SâdDe ki: Bu büyük bir haberdir.
﴿ أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ ﴾
Sûratu's-SâdAma siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
﴿ مَا كَانَ لِيَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ﴾
Sûratu's-SâdOnlar orada tartışırken benim melei a’lâ hakkında...
﴿ إِن يُوحَىٰٓ إِلَيَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٞ مُّبِينٌ ﴾
Sûratu's-SâdBen ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vah...