﴿ فَفَتَحۡنَآ أَبۡوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٖ مُّنۡهَمِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerBiz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile g...
﴿ وَفَجَّرۡنَا ٱلۡأَرۡضَ عُيُونٗا فَٱلۡتَقَى ٱلۡمَآءُ عَلَىٰٓ أَمۡرٖ قَدۡ قُدِرَ ﴾
Sûretu'l-KamerYeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, tak...
﴿ وَحَمَلۡنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوَٰحٖ وَدُسُرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerNuh’u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış...
﴿ تَجۡرِي بِأَعۡيُنِنَا جَزَآءٗ لِّمَن كَانَ كُفِرَ ﴾
Sûretu'l-Kamerİnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzer...
﴿ وَلَقَد تَّرَكۡنَٰهَآ ءَايَةٗ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret a...
﴿ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerBenim azabım ve uyarılarım nasılmış!
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun biz Kur'an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştı...
﴿ كَذَّبَتۡ عَادٞ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerÂd kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladı da azabım...
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحٗا صَرۡصَرٗا فِي يَوۡمِ نَحۡسٖ مُّسۡتَمِرّٖ ﴾
Sûretu'l-KamerBiz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde...
﴿ تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٖ مُّنقَعِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerO rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi...
﴿ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerNasılmış benim azabım ve uyarılarım!
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun biz Kur'an’ı düşünüp öğüt alınsın diye ko...