﴿ كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerSemûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.
﴿ فَقَالُوٓاْ أَبَشَرٗا مِّنَّا وَٰحِدٗا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذٗا لَّفِي ضَلَٰلٖ وَسُعُرٍ ﴾
Sûretu'l-Kamer«Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz...
﴿ أَءُلۡقِيَ ٱلذِّكۡرُ عَلَيۡهِ مِنۢ بَيۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٞ ﴾
Sûretu'l-Kamer«Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, çok yal...
﴿ سَيَعۡلَمُونَ غَدٗا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ ﴾
Sûretu'l-KamerYarın onlar, çok yalancının ve şımarığın kim olduğ...
﴿ إِنَّا مُرۡسِلُواْ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةٗ لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ ﴾
Sûretu'l-KamerGerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gö...
﴿ وَنَبِّئۡهُمۡ أَنَّ ٱلۡمَآءَ قِسۡمَةُۢ بَيۡنَهُمۡۖ كُلُّ شِرۡبٖ مُّحۡتَضَرٞ ﴾
Sûretu'l-KamerOnlara, suyun aralarında paylaştırdığını haber ver...
﴿ فَنَادَوۡاْ صَاحِبَهُمۡ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ ﴾
Sûretu'l-KamerArkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alar...
﴿ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-Kamer(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ فَكَانُواْ كَهَشِيمِ ٱلۡمُحۡتَظِرِ ﴾
Sûretu'l-KamerBiz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik....
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması içi...
﴿ كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطِۭ بِٱلنُّذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerLût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٖۖ نَّجَّيۡنَٰهُم بِسَحَرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerBiz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönder...