﴿ نِّعۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَاۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي مَن شَكَرَ ﴾
Sûretu'l-KamerKatımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte bö...
﴿ وَلَقَدۡ أَنذَرَهُم بَطۡشَتَنَا فَتَمَارَوۡاْ بِٱلنُّذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla...
﴿ وَلَقَدۡ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيۡفِهِۦ فَطَمَسۡنَآ أَعۡيُنَهُمۡ فَذُوقُواْ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerOnlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı p...
﴿ وَلَقَدۡ صَبَّحَهُم بُكۡرَةً عَذَابٞ مُّسۡتَقِرّٞ ﴾
Sûretu'l-KamerBir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakma...
﴿ فَذُوقُواْ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-Kamerİşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştır...
﴿ وَلَقَدۡ جَآءَ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ ٱلنُّذُرُ ﴾
Sûretu'l-KamerŞüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti...
﴿ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذۡنَٰهُمۡ أَخۡذَ عَزِيزٖ مُّقۡتَدِرٍ ﴾
Sûretu'l-KamerLâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz d...
﴿ أَكُفَّارُكُمۡ خَيۡرٞ مِّنۡ أُوْلَٰٓئِكُمۡ أَمۡ لَكُم بَرَآءَةٞ فِي ٱلزُّبُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerŞimdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha mı iyidirl...
﴿ أَمۡ يَقُولُونَ نَحۡنُ جَمِيعٞ مُّنتَصِرٞ ﴾
Sûretu'l-KamerYoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğ...
﴿ سَيُهۡزَمُ ٱلۡجَمۡعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ ﴾
Sûretu'l-KamerO topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını d...
﴿ بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوۡعِدُهُمۡ وَٱلسَّاعَةُ أَدۡهَىٰ وَأَمَرُّ ﴾
Sûretu'l-KamerBilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o...