﴿ قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtDiğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kims...
﴿ وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمٗا طَٰغِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtBizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu...
﴿ فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtArtık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Ke...
﴿ فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtEvet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler...
﴿ فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذٖ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtHiç şüphe yok ki, o gün onlar azapta ortaktırlar.
﴿ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtBiz, günahkârlara işte böyle yaparız.
﴿ إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtÇünkü onlar, kendilerine; "Allah’tan başka (hak) i...
﴿ وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٖ مَّجۡنُونِۭ ﴾
Sûratu's-Saffât"Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceği...
﴿ بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtHayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı...
﴿ إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtKuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
﴿ وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtSiz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandı...
﴿ إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAncak, Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.