﴿ وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtSeher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.
﴿ وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقّٞ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtMallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı...
﴿ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ ءَايَٰتٞ لِّلۡمُوقِنِينَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtYeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler v...
﴿ وَفِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtVe kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine...
﴿ وَفِي ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtGökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler v...
﴿ فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقّٞ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtGöğün ve yerin Rabbi hakkı için o sizin konuştuğun...
﴿ هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ ﴾
Sûretu'z-Zâriyâtİbrahim’in şerefli kılınmış konuklarının haberi sa...
﴿ إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمٗاۖ قَالَ سَلَٰمٞ قَوۡمٞ مُّنكَرُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtHani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi....
﴿ فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجۡلٖ سَمِينٖ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtHemen ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı geti...
﴿ فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtBunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?...
﴿ فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةٗۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٖ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtOnlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" d...
﴿ فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِي صَرَّةٖ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمٞ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtKarısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) y...