﴿ قَالُواْ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtDediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O;...
﴿ ۞ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ﴾
Sûretu'z-Zâriyâtİbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçil...
﴿ قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمٖ مُّجۡرِمِينَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtOnlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gö...
﴿ لِنُرۡسِلَ عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةٗ مِّن طِينٖ ﴾
Sûretu'z-Zâriyât"Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar ata...
﴿ مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِينَ ﴾
Sûretu'z-Zâriyât(Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için iş...
﴿ فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtBunun üzerine orada bulunan Müminleri çıkardık.
﴿ فَمَا وَجَدۡنَا فِيهَا غَيۡرَ بَيۡتٖ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtZaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulama...
﴿ وَتَرَكۡنَا فِيهَآ ءَايَةٗ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtOrada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibre...
﴿ وَفِي مُوسَىٰٓ إِذۡ أَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٖ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtMûsâ (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu a...
﴿ فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٞ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtFiravun, bütün (kişisel ve askeri) gücüyle yüz çev...
﴿ فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٞ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtNihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attı...
﴿ وَفِي عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلۡعَقِيمَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtÂd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kav...