﴿ مَا تَذَرُ مِن شَيۡءٍ أَتَتۡ عَلَيۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِيمِ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtÜzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka o...
﴿ وَفِي ثَمُودَ إِذۡ قِيلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِينٖ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtSemûd'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir süreye...
﴿ فَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمۡ يَنظُرُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtRablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüz...
﴿ فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مِن قِيَامٖ وَمَا كَانُواْ مُنتَصِرِينَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtAyağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri d...
﴿ وَقَوۡمَ نُوحٖ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمٗا فَٰسِقِينَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtBunlardan önce de Nûh kavmini (helâk etmiştik). Çü...
﴿ وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَٰهَا بِأَيۡيْدٖ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtGöğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbet...
﴿ وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَٰهِدُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtYeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz.
﴿ وَمِن كُلِّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَيۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtDüşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli di...
﴿ فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرٞ مُّبِينٞ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtO halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, size Onun katınd...
﴿ وَلَا تَجۡعَلُواْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرٞ مُّبِينٞ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtAllah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Zira b...
﴿ كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ ﴾
Sûretu'z-Zâriyâtİşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir pey...
﴿ أَتَوَاصَوۡاْ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٞ طَاغُونَ ﴾
Sûretu'z-ZâriyâtBunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onla...