﴿ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ ﴾
Sûratu'l-A'râfDerken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurt...
﴿ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبٗا كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاْ فِيهَاۚ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبٗا كَانُوا... ﴾
Sûratu'l-A'râfŞuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlar...
﴿ فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡۖ فَ... ﴾
Sûratu'l-A'râf(Şuayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmi...
﴿ وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِي قَرۡيَةٖ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّآ أَخَذۡنَآ أَهۡلَهَا بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرّ... ﴾
Sûratu'l-A'râfBiz, hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, y...
﴿ ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَ... ﴾
Sûratu'l-A'râfSonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyili...
﴿ وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡقُرَىٰٓ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَفَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَرَكَٰتٖ مِّنَ ٱلسَّمَ... ﴾
Sûratu'l-A'râfEğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, t...
﴿ أَفَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا بَيَٰتٗا وَهُمۡ نَآئِمُونَ ﴾
Sûratu'l-A'râfAcaba o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azab...
﴿ أَوَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا ضُحٗى وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ ﴾
Sûratu'l-A'râfYa da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar...
﴿ أَفَأَمِنُواْ مَكۡرَ ٱللَّهِۚ فَلَا يَأۡمَنُ مَكۡرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ ﴾
Sûratu'l-A'râfAllah’ın tuzağından emin mi oldular? Allah’ın tuza...
﴿ أَوَلَمۡ يَهۡدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ أَهۡلِهَآ أَن لَّوۡ نَشَآءُ أَصَبۡنَٰهُ... ﴾
Sûratu'l-A'râfÖnceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlar...
﴿ تِلۡكَ ٱلۡقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآئِهَاۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰت... ﴾
Sûratu'l-A'râfİşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir....
﴿ وَمَا وَجَدۡنَا لِأَكۡثَرِهِم مِّنۡ عَهۡدٖۖ وَإِن وَجَدۡنَآ أَكۡثَرَهُمۡ لَفَٰسِقِينَ ﴾
Sûratu'l-A'râfOnların çoğunda ahde vefa bulamadık. Aksine onları...