﴿ لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtÇalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın.
﴿ أَذَٰلِكَ خَيۡرٞ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ ﴾
Sûratu's-SaffâtŞimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu...
﴿ إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةٗ لِّلظَّٰلِمِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtBiz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtiha...
﴿ إِنَّهَا شَجَرَةٞ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtZira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçt...
﴿ طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ ﴾
Sûratu's-SaffâtTomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
﴿ فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ﴾
Sûratu's-Saffât(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını onda...
﴿ ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبٗا مِّنۡ حَمِيمٖ ﴾
Sûratu's-SaffâtSonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar...
﴿ ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtSonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olac...
﴿ إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtKuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular d...
﴿ فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ ﴾
Sûratu's-Saffâtpeşlerinden koşup gittiler.
﴿ وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAndolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu s...
﴿ وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtKuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.