﴿ خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûretu'd-Duhân(Allah zebânilere emreder): Tutun onu! cehennemin...
﴿ ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ ﴾
Sûretu'd-DuhânSonra başına azap olarak kaynar su dökün!
﴿ ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ ﴾
Sûretu'd-Duhân(ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstü...
﴿ إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ ﴾
Sûretu'd-Duhânİşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
﴿ إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينٖ ﴾
Sûretu'd-DuhânMüttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırl...
﴿ فِي جَنَّٰتٖ وَعُيُونٖ ﴾
Sûretu'd-DuhânBahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
﴿ يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسٖ وَإِسۡتَبۡرَقٖ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴾
Sûretu'd-Duhânİnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıkl...
﴿ كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينٖ ﴾
Sûretu'd-Duhânİşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü h...
﴿ يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ﴾
Sûretu'd-DuhânOrada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyve...
﴿ لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûretu'd-Duhânİlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatm...
﴿ فَضۡلٗا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ﴾
Sûretu'd-Duhân(Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir)....
﴿ فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ﴾
Sûretu'd-DuhânBiz onu (Kur'an'ı), öğüt alırlar diye senin dilind...