﴿ وَلَقَد تَّرَكۡنَٰهَآ ءَايَةٗ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak...
﴿ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-Kamer(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaşt...
﴿ كَذَّبَتۡ عَادٞ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerÂd (kavmi) de yalanladı. İşte (bakın) benim azabım...
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحٗا صَرۡصَرٗا فِي يَوۡمِ نَحۡسٖ مُّسۡتَمِرّٖ ﴾
Sûretu'l-KamerBiz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde...
﴿ تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٖ مُّنقَعِرٖ ﴾
Sûretu'l-Kamerİnsanları koparıp atıyordu. Sanki onlar kökünden k...
﴿ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-Kamer(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaşt...
﴿ كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerSemûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.
﴿ فَقَالُوٓاْ أَبَشَرٗا مِّنَّا وَٰحِدٗا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذٗا لَّفِي ضَلَٰلٖ وَسُعُرٍ ﴾
Sûretu'l-Kamer"İçimizden bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz...
﴿ أَءُلۡقِيَ ٱلذِّكۡرُ عَلَيۡهِ مِنۢ بَيۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٞ ﴾
Sûretu'l-Kamer"Aramızdan vahiy ona mı gönderildi? Hayır, o kendi...
﴿ سَيَعۡلَمُونَ غَدٗا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ ﴾
Sûretu'l-KamerYarın kimin kendini beğenmiş yalancı olduğunu bile...