﴿ إِنَّا مُرۡسِلُواْ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةٗ لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ ﴾
Sûretu'l-KamerGerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gö...
﴿ وَنَبِّئۡهُمۡ أَنَّ ٱلۡمَآءَ قِسۡمَةُۢ بَيۡنَهُمۡۖ كُلُّ شِرۡبٖ مُّحۡتَضَرٞ ﴾
Sûretu'l-KamerOnlara suyun aralarında taksim edildiğini de haber...
﴿ فَنَادَوۡاْ صَاحِبَهُمۡ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ ﴾
Sûretu'l-KamerArkadaşlarını çağırdılar, o da (kılıcı) alıp, deve...
﴿ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-Kamer(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ فَكَانُواْ كَهَشِيمِ ٱلۡمُحۡتَظِرِ ﴾
Sûretu'l-KamerŞüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses...
﴿ وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaşt...
﴿ كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطِۭ بِٱلنُّذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerLût’un kavmi de uyarıldıkları şeyi yalanladılar.
﴿ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٖۖ نَّجَّيۡنَٰهُم بِسَحَرٖ ﴾
Sûretu'l-KamerBiz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik....
﴿ نِّعۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَاۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي مَن شَكَرَ ﴾
Sûretu'l-KamerKatımızdan bir nimet olarak şükredenleri işte böyl...
﴿ وَلَقَدۡ أَنذَرَهُم بَطۡشَتَنَا فَتَمَارَوۡاْ بِٱلنُّذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerLût, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyar...
﴿ وَلَقَدۡ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيۡفِهِۦ فَطَمَسۡنَآ أَعۡيُنَهُمۡ فَذُوقُواْ عَذَابِي وَنُذُرِ ﴾
Sûretu'l-KamerOnlar Lût'un misafirlerini elde etmeye kalkıştılar...
﴿ وَلَقَدۡ صَبَّحَهُم بُكۡرَةً عَذَابٞ مُّسۡتَقِرّٞ ﴾
Sûretu'l-KamerAndolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap üz...